265 kişi kendisini tutuyor, 44 arkadaşı var.
aşağıda bir kör kadın. hısım. sayıklar bir dilde bilmediğim. göğsünde ağır bir kelebek. içinde kırık çekmeceler.
10 yorum var - 16 Temmuz 2008 17:55 yazılmış
26 yorum var - 08 Temmuz 2008 18:24 yazılmış
41 yorum var - 30 Haziran 2008 14:16 yazılmış
38 yorum var - 26 Haziran 2008 00:44 yazılmış
19 yorum var - 07 Haziran 2008 00:08 yazılmış
26 yorum var - 08 Mayıs 2008 22:36 yazılmış
21 yorum var - 03 Nisan 2008 00:11 yazılmış
teşekkür ederim baĞyan :)
dostum ya of çok geç kalıyorum buraya bi meraba demeye yüzüm yok aslında :S
dostum,iyi olman kafi... karısığım bu aralar yorgun gibiyim... arada selam et,hatırla kafi...
peki :S
bi kahve içesim var
ikram ederim :)
elcagısınla yapmalısın, şekerli olsun arkamdan daha çok gelen olıcakta
:)) peeki. biyrun öyleyse
bi kahveni kırk hatrı var demişler ya, çok yaşa sne emi, ötesini taşıracaksın bu gidişle kaç kişiye davet bu,bardaklar onu gösterio.)
dokunaklı şarkılardan sıyrılıp , ruhuna eritiyorum selamlarımı ...
sözcükleri iyi kullanmak,zeka işidir. gözümde saygı duyulası bir yerin var boubou"
Cok teşekkürler sevgili 'louren'
aa yapma o şeye öyle yazııık xD
buna bakıp eğleniom ya yok böle bişe =)
Böyle beyaz beyaz duruyordu burası,dayanamadım ben de... Bir selam ve bir de öpücük bıraktım şuraya..:)
canım canımm :) bugün senden bahsettik biz de kankcığımlaa. kulaklarını cınlattık zira hissetmişsin sanıyorum :) yine beklerim ki :$
evet çok fena arkandan konuştuk. hele ben, sövdüm bildiğin.
Kulaklarım çınladı,evet :)
Yalnız anlamadığım,insan bu f l e a yı her gün nasıl çekebilir...hiç anlamıyorum. Sana hayran kaldım resmen bou bou...
insan olayın içinde olunca net göremiyor işte xD bir gün bu durumu birlikte değerlendiririz :))
sağdaki capkın kılıklı benim xD kjdsnfkjf
hahhhaahh tamam oldu o zaman xD asgdfaghsdfahgd
aa gülmeee aynı ben işte ne var xD
tamam pembeli de ben =)) pembeyi sevmem ama olsun xD
haber vermezsem kafamı kıracaksın biliyorum=) saLI gunu istanbuldayım sekerim bilmem nası ayarlayacaksın kendini malum iş kadını oldun artık :)))
yahu hatun daha dün aksamüstü geldim istanbuldan,bu aksama kadar uyudum,ölmüşüz yorgunluktan,sabahladık filan.benim misafirim var Ankara'dan,gelebilir miyim hiç bilemiyorum:( şimdi mi söylenir aa :))
fotoÄŸraf makines + bou bou = ?
bou bou şipşakçı oldu tanuracım :) Hepimizin fotorafını çekecek bundan sonra :)
bende ıstıyorum foto ama tanus ben bu sayfa sahıbını tanımıyomkı gende cekermı benı :p
melektir o :) tabi çeker bundan şüphen olmasın :)
:)))) ne güzel ben onu o beni çeker bu fikri sevdim :)
fredommcum evet o tatlı bi melek :)
ben geldiiiim :$ ya aa melek melek melek ben miyiiim :)) cekerim kii,bulmusum zaten tanuracım ve melegim gibi güzel modelleri,cekmez miyiim :)) misafir oldugundan kelli freedomcum,gülüümsee :)
Tanrı öldüğünden beri düş sessizdi küçük kibritçi kızın eline yanmıştı son ateş elini ısıtmadıysa da içini yakmıştı ya onun yahut da bir başka çift ufak gözün
şehirler,ayrılıkları tanıdığından beri,kimsesizdi susmayı erdem saydıklarından bu yana
oysa biz hep bağırdık avaz avaz kalan ağladığında giden de ağladı gittiği yere tanrı öldüğünden beri işte ayrılık sonraları donuk duyma eşiğinin altında da olsa martıların iniltileri her gece durmadan durmadan temizlerdi gözyaşları göğün perdelerini ve gece düğmelerini iliklerken sabaha küçük kibritçi kız yine kimsesizdi kışın ortasıydı bir ayrılık ama yine de biz avaz avaz özlerdik canı yaktığında son kibrit kim sessizdi ?
el değmemiş bir aşk malum...bu yüzden olmalı öpmelerin aceleci korkusu,sözcüklerin karın ağrısı,gidememeler ve kalamamalar da...
... tarih anlatsın dursun bırak, biz zamanın ayagına bastık, kendinden geçmiş bir tangonun koptuğu notada... bu yüzden olmalı her dakikanın adını verişi, yelkovanın akrebi her sarışında üşümem... ... yeteneksiz bir şair,eksik bir çocuk,mayhoş alıntılarıyla 'yaşamının birkaç sayfası'ndan...oysa sevgiyi yapıştırmıştır bulduğu her boşluğuna.Ve geçerken takılır kalırsın, 'buruk dudaklı cocuğun' çilekli ve bir o kadar da mutlu şurup yapışkanlığına. Ve masal, kadının 'cocukluğunu' diğerinde tadışını ve koşarken yüreğini burkan çocuğun da diğerinin kadınlığında 'gülüşünü' buluşunu anlatır durur... mutlu sonla bitmez masal.Mutsuz bahçelere ise hiç mi hiç uğramaz.Bitmez bu masal... Zira kadın 'çocukluğuna' ,çocuk ise 'gülüşmelere' açtır hep.Ve dünya doyuramaz karnını gri yorgun denizlerinin renk atmış balıklarıyla, okyanusa sevdalı mercan düşlere uyanan iki kişinin...
basımı egsem omzuna öylece kalsak ölüme bırakılan bi dudak payı gibi...
ölüm korkardı o vakit öpmeye ömrümüzü..
ve intihar.... hayatın bileklerinden ruhunu kesmek...
ışığın net gösterdiği dünyada gördüğümün ben olabilmesi,dökülen pirinçlerin aynı noktaya vurma olasılığıyla bir midir? şair gerçekten bu çizgili yüz ben miyim? derken aklındaki gerçeği mi yanılsamıştır? yanlış vücutta olagelmek var mıdır? herkes bir kişiyi kendi gözlerinden farklı'' mı görür? aynanın arkası önünden uzak mıdır?
,,,
aynalar kırılır,parçaları birilerine batar,bir kadın son yudumunu diker kafasına rakının,aynada sallanır,dünyada sallanır ama bir o sallanır...
bir cocuk aynaya bakar,cocuk aynaya,ayna dünyaya,cocuk dünyaya bakar,bunları bir tek cocuk görür...
hiçbir yeri tutmayan,hastalıklı bir kedi yavrusu gibi tasıyorum seni, kemik parmaklıklarımın arasında,kırmızıda..
gözlerini kapatma sakın, korkarım karanlıktan...
Tanrı vaRdı vAr olmaSına Da,
yA$Lıydı,yeTi$emiYordu,göRmüYorDu
baZen...
evet...ve işin ironik yanı şuydu: tanrı bokuyla oynayacak kadar çocuklaşmıştı artık..
'bir adam bir kadını sevdi,o kadar cok sevdi. camdan bir bebek yaptı onu,en yükseğine koydu. bir gün yer kalktı yattığı yerden,şahlandı ve attı sırtındaki bebeği.adam ellerini havaya kaldırdı,camdan bebek kırılmamalıydı.korkuyordu.bebeği düşürmedi. yakaladı ve kavradı cocuksu ellerinde.damarları bile camdan bebeğe hayat verircesine saldırıyordu. adam o kadar korktu ki camdan bebeğin kırılacağından,onu kaybedeceğinden...
onu o kadar sıkı tuttu ki, camdan bebek kırıldı,elleri oldu...''
seher vakti bir yaz festivali telaşı almış gidiyor arka bahçeni.ellerim titrek ve uykusuzluk bağırıyor kendini gözlerimin altlarındaki şişkinliklerde.bu gözler ne geceler gördü sende,ne sabahları uğurladı ikindilere gün batımlarına.sen vardın hep,gitmeyen sen oldun,kalan sen oldun,göz hapsimdeydin ama hiçbir zaman olmadın tutsağım..
aÅŸk.
baş dönmesi vurulan güller ve işlemeli bir silah kabzası buydu yaşamımı özetleyen
ellerinin arkasında kırmızı perdeler bir açılır bir kapanırdı ben gelirken korkardım tökezlerdim düşerdim bazı bazı ağlardım gülümserdim kendime sana bakardım güzeldin,benimdin,tazeydin her şeyin rengindeydin arı olasım gelirdi o vakitler vız dönebilseydim etrafında veyahut girmesiyle tenine iğnemin düşüverseydim avuçlarına oracıkta
ben seni seviyorum seni seviyorum ben seni ben seviyorum seviyorum seni ben seviyorum ben seni beni sen seni ben seviyorum seviyoruz
seviyor musun sen? beni
çook hem de :)
Susarlar sesini bogmak isterler Yarimdir kiriktir sirça yüregin Çiglik çigliga yari geceler Kardesin duymaz eloglu duyar
Çogalir engeller yürür gidersin Yüregin tasiyip götürür seni Nice selden sonra kumdan ötede Kardesin duymaz eloglu duyar
Yikilma bunlari gördügün zaman Umudu kesip de incinme sakin Aç yüregini bir merhabaya Kardesin duymaz Eloğlu duyar
kırların,kanatları kırık kırlangıçları vardı uçamazlardı da bakışlarında vurulurdu ömrüm vurulurdum teninle geçen her dakikaya dilin şarapnel parçasıydı saplanıp kalırdın ellerime kanardın o vakit lal olurdu sevdam susup kalırdı kırlangıçlar sesin konuşurdu kır boyunca ve serçeler,güvercinler ve kerkenezler kırılıp giderdi ömrüm kırılıp giderdi ellerinde tıpkı bitirip de koruyamadığım bir heykel
Gece inmektedir.
vuruyor ay şavukluğu akşamın örsü üstüne
Gece inmektedir
Şarkı sözleri giyiniyor bir ağaç koca gövdesine
Gece inmektedir.
Beni görmeye gelirsen hava geçitlerinden
Gece inmektedir.
Ağlar bulacaksın beni ulu kavakların gövdesinde ah, esmer güzeli! ulu kavakların gölgesinde
Lorca
geceydi..karanlıktı her yan,şehrin ışıkları dükülüyordu köprülerin üstüne üstüne.parmak uçları kesik eldivenler vardı ellerinde.yünden,yumuşacık,tıpkı gözlerin..parmaklarımız değerken birbirlerine yünden eldivenlerimizin atomları elektrikle yükleniyordu habire.neye kızmıştım bilmem..yüreğime taraf olan yönden arabalar gelip geçiyordu vızır vızır senin durduğun tarafıma doğru.bir an arkamda kaldın.ve,boş yola atlama isteği,delice bir arzu ama biliyordum hesaplamıştım ölmeyeceğimi..karşı kaldırıma nasıl attım kendimi nasıl nefes nefese bekledim bu yolu geçmeni..ardımdan çalınan kornalar..ve bir tiyatro bileti elimde.tek koltuğa sığıyoruz.benim ruhum senin yüreğinde...
Sımsıcak konuşurdun konuşunca ırmak gibi, rüzgar gibi konuşurdun yayla kokuşlu çiçeklr açardı sanki çüğdemler güller mor menevşeler açardı sımsıcak konuşurdun konuşunca
hala koynumda resmin
dağları anlatırdın ve dostluğu bir ceylan gibi sekerdi kelimeler sesini duymasan çölleşirdi dünya dağlar yarılır ırmaklar kururdu bulutlar çökerdi yüreğime
hala koynumda resmin .... kaç mevsim kırlara çıkıp çiçekler topladık mezarlar için belki ürküttük tarla kuşlarını belki kurdu kuşu ürküttük ama aşkı ürkütmedik hiç
hala koynumda resmin .....
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.
|